ANASAYFA‹‹
KÜTÜPHANE‹‹


ANKET
Jinekoloğa 
 Şikayetim olursa giderim
 Kontrol için giderim
  
 
Akupunktur
 

Doğu tıbbında 2000 yılı aşkın bir süredir kullanılan akupunktur son yıllarda Batı’da da güncellik kazanmıştır. Akupunktur akus (iğne) ve punktur (batırma) sözcüklerinin bir araya gelmesi ile türetilmiş bir sözcüktür. Çincede ise meridyen anlamına gelen Chen Chiu ve chinglon sözcükleri kullanılmaktadır.

Ortaçağ’da akupunktur kısa bir süre için Batı tıbbına girmiştir. 7.ve 8.yüzyıllarda Fransa ve Almanya’da ortaya çıkan akupunktur kısa bir süre sonra kaybolmuştur. Batı’ya ilk akupunkturu getiren Hollanda’lı Wilhem ten Ryhne 1683 tarihinde akupunkturu tanımlamıştır.

Bir yıl 365 günden meydana gelir. Vücutta da 365 önemli nokta vardır. Bu noktalar akupunktur tedavisinin temelini oluştururlar. Akupunktur noktaları isimlerini iç organlardan alan ve meridyen adı verilen hayali çizgiler üzerinde bulunurlar. 14 meridyen vardır. 12’si çift, diğer ikisi ise tektir.

Çin tıbbına göre akupunktur noktalarının hepsinin semptomatik özellikleri vardır. Yani ilaçları nasıl hastadan alınan ifadeye ve bulgulara göre seçiyorsak, akupunktur noktalarının kullanımının da öyle olması gerekir. Hastadan alınan ifade ve bulgulara göre nokta seçimi yapılması gerekmektedir. Akupunkturun bu şekilde açıklanması ancak tarihsel değer taşımaktadır. Tıbbi ve bilimsel bir değeri yoktur. Ne yazık ki bir çok hekim hala bu açıklamalara dayanarak akupunktur uygulamaktadır.

Akupunktur çeşitli biçimlerde uygulanabilmektedir. Klasik Çin akupunkturunda belirli noktalara çelik iğneler batırılmaktadır. Altın, gümüş gibi başka madenlerden iğnelerin üstünlüğü ileri sürülmekteyse de bu konuda bilimsel bir açıklama getirilmemiştir. Diğer uygulama biçimi akupunktur noktalarına elektriksel uyaran verilerek elektroakupunktur uygulamasıdır. Her iki akupunktur arasında belirgin bir farklılık yoktur. 1957’de Fransız Dr.Nogier kulakta ters duran bir homonculusun varolduğunu ve kulakta bütün vücut noktalarının bulunduğunu ileri sürmüştür. Bu görüşten yola çıkılarak bugün auriküloterapi-kulak akupunkturu denilen tedavi biçimi ortaya çıkmıştır. Ancak yapılan bilimsel çalışmalar kulaktaki noktalar ile vücut noktaları arasında belirgin bir farklılık olmadığını ortaya koymuştur. Kulakta herhangi bir noktaya verilen verilen uyaran ile vücuda uygulanan uyaranlar aynı sonuçları doğurmaktadır.

Akupunktur tıpta yer alması gereken bir yöntem olmakla birlikte tıp yöntemleri içerisinde belki de tartışmaya en açık yöntem olma özelliğini de sürdürmektedir. Bunun nedenleri şu şekilde açıklanabilir: Birincisi etki mekanizması konusunda belirli ipuçları olmasına rağmen hala birçok konu karanlıkta olup ayrıca bir çok tıp çevresi tarafından bilimsel olarak kabul edilmemektedir. Bunda akupunktur uygulayıcılarının tıpta ağırlık taşıyan çevreler olmamasının ve aşırı iddialarının da rolü büyüktür.

Akupunktur belirli sınırları olan geçici bir tedavi yöntemidir. Buna karşın akupunktur uygulayıcıları akupunkturu başlı başına bir tedavi yöntemi olarak göstermektedirler. Tıptaki birçok kısa sürede etkili olan tedavi yöntemleri yerine hastanın hekime bir çok kez gitmesini gerektiren (akupunktur genellikle 20-30 dakikalık seanslarla ve 7-8 kez uygulanır) akupunkturun seçilmesi akılcı değildir. Örneğin trigeminal nevraljide beş dakikalık bir süreyi kapsayan ve doğrudan sinire yapılan girişimlerle 2-3 senelik sürelerle rahatlama sağlanabilmektedir. Akupunktur her derde deva bir yöntem gibi gösterilmek istenmektedir. Bu da yine büyük bir yanılgı olacaktır. Tıpta her dal büyük bir uzmanlaşmaya giderken, hatta dallardan yan uzmanlık dalları çıkarken akupunktur basit yönetmeliklerle ve tıp dışı kişiler tarafından bile uygulanır hale gelmiştir. Bu da akupunkturun tıp dışı spekülatif amaçlarla kullanıma yol açmaktadır.

Sonuç olarak akupunktur tıpta belirli sınırları olan bir tedavi yöntemi olarak kabul edilebilir. Ancak bugünkü uygulama biçimi ile kuşku ile yaklaşılması gereken bir yöntem olma özelliğini sürdürmektedir.



  
>> SAYFA BAŞINA DÖN <<