ANASAYFA‹‹
KÜTÜPHANE‹‹


ANKET
Jinekoloğa 
 Şikayetim olursa giderim
 Kontrol için giderim
  
 
Ağrılar
 

Ağrı, insanoğlunun tarihi ile eşdeğerdir. Hiçbir insan yoktur ki, yaşamının herhangi bir döneminde ağrıdan yakınmasın ve hekime başvurmasın. Ancak ağrının bu denli önemli olmasına rağmen tıpta yeterince ele alındığı da söylenenemez. Çoğu kez ağrılı hasta gelişigüzel ağrı kesicilerle ağrısını dindirmeye çalışır. Halbuki ağrı vücut için önemli bir uyarı işleve görmektedir. Ağrı genelde bir uyarı sistemi olarak çalışır. Ağrı, vücudunuzun bir yerinde bir bozukluk olduğu, tıbbi bir bakım gerektirdiği ve bu bozuk bölgenin daha fazha tahrik olmaması için o yaranın iyileşmesi gerektiği konusunda sizi uyarır. Ağrı sistemi, kısa süreli ya da akut ve uzun süreli kronik sistem olarak iki biçimde ele alınabilir. Ağrıya karşı dayanıklılığınızı fiziksel durumunuz, emosyonel durumunuz, ruhi durumunuz da farklı farklı yansıtabilir. Akut ağrı, genellikle bir darbe ya da hastalıkla birlikte başlar. Örneğin; bir yanık, kırık, böbrek taşı gibi nedenlerde vücut ağrılı uyaranlara karşı açık hale gelir. Bu ağrı uyaranı beyine kadar ulaştığında ağrıyı algılamış olur. Demin de söylediğimiz gibi ağrı iki biçimde karşımıza çıkar. Akut ağrı, bir alarmdır. Yani hastanın hekime başvurmasında rol oynayan ömnemli bir alarm olarak karşımıza çıkar. Ağrı, akut durumlarda bir alarm olarak karşımıza çıkarken, kronik ağrı ise, tam tersine bir hastalıktır. Özellikle kronik ağrı, aynı zamanda bir toplumsal sorun olarak da karşımıza çıkar. Her yıl bu yüzden yediyüz milyon işgünü ve altmış milyar dolar zarar meydana geldiği düşünülmektedir. Kronik ağrı, aslında basit bir bulgu değil başlı başına bir hastalıktır.

Birçok bel ağrılarında, baş ağrılarında ve diğer uzun süreli ağrılarda hastanın hekime başvurmasına neden olan temel sebep ağrıdır. Ağrının basit bir bulgu olarak değil, bir hastalık olarak ele alınmasıyla birlikte son 30 yıl içerisinde tıpta önemli gelişmeler olmuştur. Ağrının mekanizması, çeşitli bölgelerin ağrılarının nasıl meydana geldiğinin anlaşılması hücre seviyesinde hatta hatta gen hemistiği seviyesinde ağrı mekanizması ile ilgili çok öremli adımlar atılmıştır. Artık, ağrının vücutta nasıl meydana geldiği çok daha belirgin bir biçimde ortaya konabilmekte bununla birlikte çeşitli yöntemlerin de uygulanması mümkün olabilmektedir. Tıptaki ağrı konusunda gelişmeler sonucunda artık ağrı, yeni bir bilim dalının Algolojinin konusu haline gelmiştir. Dünyanın birçok ülkelerinde kurulan Algoloji Bilim Dalları ve laboratuvarlar ağrı ile ilgili araştırmaları sürdürmenin yanı sıra hastaların ağrılarını dindirmeye çalışmaktadırlar. Ağrı elbette ki tek başına bir tıp dalının konusu değildir. Birçok nöroloji, fizik tedavi, beyin cerrahisi, romatoloji gibi birçok tıp dalı ayrıca ağrı ile, ağrılı hastalarla uğraşmaktadır. Algolojinin bu dallardan temel farkı sadece ağrılı hasta ile uğraşması ve ağrıyı dindirmeye çalışmasıdır. Diğer tıp dallarının kendi bünyeleri içerisinde farklı hastalıklarla da uğraştıklarını biliyoruz. Önemli olan Algolojinin diğer bir işlevidir. Bu işlev, diğer tıp dallarının uğraştığı ağrılarla ilgili olarak da bir koordinasyon sağlamak, hastanın boşu boşuna vakit kaybetmesini engelleyerek doğru zamanda, doğru bilim dalında görülmesini sağlamaktır. Böylelikle ağrılı hasta, vakit kaybetmeden gerek nöroloji, gerek nöroşirürji hangi dalda görülecekse o dala doğru yönlendirilebilmekte ve bunun sonucunda zaman ve maddi kayba uğramadan görülebilmekte ve tedavi edilebilmektedir. Algolojinin diğer temel bir özelliği, tıp içerisinde ağrı ile ilgili çalışmaları sürdürmek ve bunları toplum bazında yayılmasını sağlamaktır. Ağrı kliniklerinin kurulmasının temel sebebi budur.

Ülkemiz, dünyada algolojinin ilk kurulduğu ülkelerin arasındadır. 1986 yılında basit bir ünite olarak başlayan İstanbul Tıp Fakültesi Ağrı Ünitesi bugün Avrupa’nın belli başlı merkezleri arasında sayılmakta ve bilim dalı haline gelmiş bulunmaktadır. İstanbul Tıp Fakültesi Algoloji Bilim Dalı’ndan yetişen, eğitim gören çeşitli hekimler 13 tıp fakültesinde daha da Algoloji Bilim Dallarını kurmuş bulunmaktadırlar.

Prof. Dr. Serdar ERDİNE


ALT KONULAR  
Ağrı Nedir?
Ağrı Kontrolünde Kullanılan Yöntemler
Baş Ağrıları
Boyun Ağrıları
Bel Ağrıları
Kanser Ağrıları
Kronik Ağrı
Nevraljiler
Opiofobi Ağrı Tedavisini Kısıtlıyor
Romatizmali Ağrılar
Göğüs Ağrıları
Batın Kaynaklı Ağrılar
Ağrı Tedavi Yöntemleri
Kadınlara Özgü Ağrı Tipleri



  
>> SAYFA BAŞINA DÖN <<